ATATÜRK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATATÜRK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2011

ATATÜRK'ÜN HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN 30 ŞEY

ATATÜRK'ÜN HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN 30 ŞEY

1. "ATA" LAFINI SEVMEZDİ

"Atatürk" hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarak almıştı. Kendisine " Ata " diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.

2. EN SEVDİĞİ YEMEK

Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayati boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama cani istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.

3. EN BÜYÜK HAYALI DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI

Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

4. BAŞUCU KİTABI "ÇALIKUŞU" YDU

Binlerce kitabi vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayati boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin'in ünlü Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün rasgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.

 5. KABUL SALONUNDA Kİ AT YAVRUSU

Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "Fox" adini verdiği köpeği, Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.

 6. TAM BİR SALON ADAMI

En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Bati müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

7. GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI

Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

8. DOLABINDA LACİVERT'E YER YOKTU

Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.

 9. ÖLÇÜLERİ

Boyu 1.74 idi. Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46'ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

10. RUMELİ ŞİVESİ

Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.

11. HAZİN BİR HİKAYE

Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan Mustafa Kemal`in evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanim`in mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

12. CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU.

Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.

 13. PAPA`NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE

Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.

14. KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI

Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanin üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

 15. DÜZEN TAKINTISI VARDI

Evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi

16. HOŞGÖRÜLÜ LİDER

Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış, "Alın bunu kendi içsin" diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra "Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin" dedi.

17. SİGARA PAZARLIĞI

Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk "sekiz" demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti :" Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım".

18. "BU NASIL HALKÇILIK?"

Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu örgenince epey sinirlenmiş, "Ne de güzel halkçılık ama" demişti.

19. "LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!"

İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti : "Adam olmak demektir hocam, adam olmak! "

20. KURBANLARI BAĞIŞLARDI

Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi.

21. YABANCI DİLE MERAKI

Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca'yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.

 22. FASULYESİNE POKER

Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.

23. KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI

Cephelerde düşmanla göğüs göğüs'e savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

24. KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ

Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu espirili bir dille anlatmıştı :"T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar".

 25. BİR RİCASI

Bir gün halk arasında dolaşırken kara çarşaflı bir kadına rastlamış, "Hafız Hanım benim hatırım için başındaki örtüyü açar mısın ?" diye sormuştu. Kadın çarşafını açarak, Atatürk' ün ellerini öptü.

26. BİLARDO VE YÜZME

Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner , yüzmeye gider ve bilardo oynardı.

 27. EN BAŞARILI DERS.

Eğitim hayatı boyunca en basarili dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayati boyunca sürdü.
28. YAĞCILARA GEÇİT YOK

Yağcılara çok kızardı. Bir akşam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.

 29. SON YILBAŞI GECESİ

1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.

30. KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK

Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü`nde özel bir bakicinin ilgilendiği güvercinliği vardı.




".....İnancı özgür kılacağız çocuk. Bu yüzden kapatmadık mı tekkeleri, zaviyeleri.
Bu yüzden kaldırmadık mı hilafeti?...."M.K ATATÜRK

10 Kasım 2011

10 Kasım 19:38'de 3 Dk. Boyunca Işıklarımızı Söndürüyoruz !

Mustafa Kemal adı gönüllerimizde dalgalanan bir bayrak, Gazi unvanı damarlarımıza vuran bir nabız, Atatürk ismi ise içimizde açan bir güneş, bir doğup bir daha batmayan bir güneştir.

 

28 Ekim 2011

‎28/10/1923 - Mustafa Kemal, Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde, "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" dedi." 28/10/2011- Başbakanlık, ''Yarın Cumhuriyet kutlamaları iptal dedi."Cumhuriyet Bayramı eglence değil gecmise teşekkürdür, ahde vefadır.

10 Kasım 2010

Kemal Atatürk

Kemal Atatürk

Ekim 2007, İzmir.
Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, “silin” der.

Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin!*

Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına... “Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar: “Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!”

*İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır.

*Bir ödlek geri adım attı...

On binlerce cesur öne çıktı.
*Atatürk’e sövme modası...Dövme modası yarattı.

*Köprüaltı örnek oldu, İzmir’de yapılan Atatürk dövmesi, 50 bini aştı. Yetişemiyorlar, her gün 30-40 kişi kazıyor vücuduna... Omuzuna, bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne... Doktor var, avukat var, öğrenci, dekan, ev kadınları var. İstanbul’da patladı... Ankara, Antalya, Bursa, Trabzon, Muğla, Eskişehir dövmecileri artık neredeyse sadece bu imzayı kazıyor. 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Mustafa Kemal için ücretsiz çalışan 200’ün üstünde dövmeci var.

*Dini gerekçelerle dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor. Taksilerin camlarında... Motosikletine, hatta, bebe arabasına yazdıranı görüyoruz. Atatürk imzalı küpe kulaklarda, rozet yakalarda.

*Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?

*Neymiş, işten atarlarmış...

Bizim işimiz Atatürk.

*Memleketimin güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel, doğum günüdür bugün... Çünkü, her 10 Kasım, aslında 19 Mayıs’tır... Cumhuriyet dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır.

Mustafa Kemal, ilebelet payidardır.

Bu ödülü ülkem adına alıyorum

Yılmaz ÖZDİL

30 Ağustos 2010

‎30 Ağustos Zafer Bayramı hepimize kutlu olsun....




“Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.



(Mustafa Kemal ATATÜRK)

22 Kasım 2009

ATATÜRK PORTRESİ


''Petrol Jeoloğu Sezgin Aytuna, “Uzaydan görülebilen dünyanın en büyük portresi, Atatürk'ümüzün portresi” dedi.

Aytuna, “Türkiye Petrol Jeologları Seminer Dizisi” dolasıyla TPAO Araştırma Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen seminerde yaptığı konuşmada, 2004'de bir araştırma için gittiği Erzincan'da, ilin kuzeyindeki bir tepeye yapılmış Atatürk portresini keşfettiğini söyledi.

“Uzaydan görülebilen, dünyanın en büyük portresi, Atatürk'ümüzün portresi” diyen Aytuna, portrenin 1982 yılında 7 bin 500 metre karelik bir alanda, yaklaşık 200 ton boya, 600 ton taş ve 210 ton harç kullanılarak, para harcanmadan, 3 bin gönüllü askerle 29 günde yapıldığını bildirdi. Aytuna, portrenin boyunun ise 176 metre olduğunu kaydetti.

Portrenin, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olduğunu belirten Aytuna, yapımında kullanılan teknik sayesinde portrede bozulma olmadığını ifade etti

Elazığ'a yaptığı gezi sırasında 2004'de portrenin fotoğrafını çektiğini ve 2007 yılında bir belgesel için portreyi yapan kişiyi aramaya başladığını anlatan Aytuna, 2008 yılında ressam Mustafa Aydemir'e ulaştığını kaydetti.

Dünyanın en büyük portresinin, yurt dışındaki insanların da ilgisini çektiğini anlatan Aytuna, Türkiye'de sponsor aradıklarını ancak ilgisiz kalındığını belirtti.

Portreyi yapan ressam Mustafa Aydemir de konuşmasında, portreyi, kısa dönem askerliği sırasında tasarladığını söyledi

Aydemir, portre projesini komutanlarına nasıl kabul ettirdiğini de anlattı

Daha önce hiç Atatürk resmi çizmediğini ve portreyi para harcamadan 29 günde yaptığını belirten Aydemir, beyaz boya için boya atıklarını, siyah boya için ise motor yağı kullandığını, gerekli boyaları, malzemeleri bazı işlemlerden geçirerek yaptığını kaydetti.

Gerekli taşların ve harcın da zeytinyağı tenekeleriyle taşındığını dile getiren Aydemir, çalışmaları sırasında ayı ve kurt sürülerinin yakınlarına geldiğini anlattı.

Aydemir, bölgenin deprem bölgesi olduğunu bildiğini, ayrıca portrenin uzun süre dayanması için çeşitli teknikler kullandığını belirterek, “Yüzlerce yıl sonraya kalması için planladık” diye konuştu.

Portrenin Keşiş Dağı olarak bilinen bir bölgeye yapıldığı ifade eden Aydemir, portre bittikten sonra komutanının, altına imza atmasını söylediğini, ancak portrenin Türk milletine ait olduğunu düşünerek imza atmadığını ifade etti.''

  Antalya Kepez'de Atatürk Maskı var ,ama yanında kocaman harflerle başkanının adı yazılı.  Bu yazıyı okuduktan sonra aklıma geldi .Bazılarının zoraki Atatürk sevgisi..













Sağ üst köşeye dikkat.Başkan oraya reklam vermiş. İnsanın  bunların Atatürk sevgisine ağlayası geliyor..