Sabah saat altıda telefonun alarmı ile uyandım.
Oğluma seslendim,uyanmış.
beş dakika geçti ses yok.yanına gittim
- haydi oğlum biraz çabuk ol lafımın birincisini söyledim.
Banyoya gittim.Elimi yüzümü yıkadım.Lavabo kirliydi ovdum.
Makinadan yıkanmış çamaşırları aldım,balkona serdim.
Akşamdan çamaşırlığa serdiğim çamaşırları balkona çıkardım.
bu sırada oğlumun çantasına çarptım,zorlandım,
çamaşırlığın alt demiri çıktı,ben kapı eşiğinde,derin bir of çektim.
saat 06.20 olmuş.
-haydi oğlum biraz çabuk ol lafımın ikincisini söyledim.
coco popsunu yemiş,iki ceviz kırdım,pekmezini verdim
asansörü çağırdım.
çantana su koydunmu?
anahtarını aldınmı?
ayakkabısın dışarı çıkardım.
ve benim oğlum söylene söylene evden çıktı.saat 06.25
ben hemen odasına gittim.
camı açtım.klimayı kapattım.
yere attığı pijamaları camdan çırptım,
sandalyenin üzerine serdim.
yere attığı diğer eşyalarada aynı sevgiyle yaklaştım.
salonun camını açtım.
servisin geldiğini gördüm.cam yarı açık kaldı salonda havalansın diye.
salonda bulunan 3 adet terliği aldım vestiyere götürdüm,yerleştirirken orayıda düzelttim.
Mutfağa girdim bulaşık makinasını boşalttım.
kahvaltılıkları hazırladım.
üşüdüm odaya giderken koridorda sidik kokusu hissettim.
benim oğlanlar idareli su kullanırlar.tuvaleti fırça ve domestosla yıkadım.
kolum biraz ıslanmış.katladım ama üşüyünce yorganın altına girdim.
saat 07.05 olmalı.çünkü sevgili üst komşum televizyon yada radyoyu açmış.uğultu geliyor.dolana dolana dalmışım .....
zil sesi. saat 07. 30
uyandınmı diye eşime sesleniyorum.evet uyanmış yok yatakta.
biraz sonra geldi.doğum günün kutlu olsun dedi.elinde kurumuş bir gül.sağol dedim.
gömleğini verdim.
işe dünkü ızgara balıkları yemesi için koydum.kahvaltı istemedi.
bende biraz daha yatayım ama önce şu ıspanakları köklerini kesip suya bastırayım dedim
soğanı doğradım.
çöpleri bağladım.odaya geçtim.
dün aldığım pantolon ve bluzları paketinden çıkardım.---
benim koca ne alırsa hediye paketi yaptırır.onlardan yeni bir çöp oluştu onları bağlayıp dışarıya çıkardım.
Annem aradı doğum günümü kutladı.
Kuzenim aradı 10 dakika konuştuk.bu sırada bez elimde buzdolabının lekelerini sebilin elektirik prizinin lekelerini sildim.
yağmur çiseledi çamaşırlığı ve çamaşırları balkondan aldım kapıların ve sandalyelerin üzerine serdim .
ve içeri alırkende tel koptuuuuu.yeni bir offf.eşim aradı büyük oğlumun askeri sınav başvurusu yapacak soru sordu.
ıspanakların suyunu değiştim.ayıra ayıra yıkadım yıkadım yıkadım.
eşim yine aradı.yine soru sordu.
ıspanaklara artık yeter dedim son suya bastırdım.
dolaptan tavuk parçası çıkardım.
Öznurum aradı.
Haşlansın çorba yapayım.artık küçük oğlum sebze yemıyor.
çaydanlığı boşaltıp temizledim çayı ocağa koydum.
yatağımı topladım odayı havalandırdım
küçük oğlum uyandı.ona pastırmaya yumurta kırdım.
birlikte kahvaltı yaptık.
hemen ıspanağı süzdüm doğradım.
tencereye koydum.leğenleri yıkadım kuruttum kaldırdım.
komposto yaptı.kayısı üzüm tarçın zencefil karanfil kattım.fazla uyduruk oldu.
çorbanın etini doğradım terbiyesini yaptım.ikisi pişti saat 10.50
face baktım kimse beni bu mutluuu günümde hatırlamışmı diye .üç kişi hatırlamış.onların yazısını beğendim.teşekkür ettim.saat 11.10
yemekler ocak kapandı.
benim 20 dakikam var.
dünkü aldığım delikli bluzu giyecem yaka v yaka.sütyenin askısını boyundan yapıp boyundan geçen bluz giydim.ııı olmadı.çorabımı giydim.saçıma köpük sürdüm deo kullandım.
başka bir bluz giydim.
kardeşim aradı.doğum günümü kutladı.
facede bir kuzenin adını yanlış yazıp teşekkür etmişim .güldü.
hemen onu düzelttim.
telefon çantama .
elektirikler kontrol.
eşim aradı sonra ararım dedim.
anahtarı çıkar asansör çağır çıkkkkk dışarı.durağa koş ..11.30
bugün doğum günüm.3 dakika sonra otobüs geldi.
ağzım kulaklarımda. yol 45 dakika ve tamamen bu zaman benim .eşimi aradım .
aktarma yerine geldim telefon elimde .12.20 arabasını kaçırdıysam buradan geçen arkadaşımın arabasına bineceğim b planı .2 dakika içinde otobüs geldi.
ooo bugün çok şanslıyım
.ve okul .nöbetçiyim.ders nöbet .
oğlum aradı 3. ders
başvuru için soru sordu.
babası kızmış.onu ikna et.babasını ara sakin ol de.
acaba ne oldu derste kafayı toparla ders anlat.
ooo bugün doğum günüm laylaylommmm saat 17 civarı aradım başvuru olmuş.eve dönüş...................................
bir sürü detay .
arkadaşım aradı.
pastamı almışlar.
mumları üfledim.
15 yaşımda 30 yaşıma kadar yaşasam yeter derdim
şimdi herşeyin başındayım diyorum 41 bitti.
walking dead izledim ve bu yazıyı yazdım
bugün doğum günüm
sabah öğrendim Deniz Gezmişle doğum günlerimiz aynıymış
babamın öldüğü yaşa --üç yaş --var.
gün özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gün özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2012
23 Şubat 2012
BU SABAH
Her sabah saat altıda uyanıyorum.
Büyük oğlum altıbuçukta gidiyor.
uyanıncada yeniden uyumak zor benim için.
ya kitap okuyorum ya da ders çalışıyorum.
Bugün boş günüm haftada iki gün boş.
ama en çok bugünlerde yoruluyorum.
saat sekiz civarında böreğim ve keklerim pişmişti.
hava atayım dedim.
blogger arkadaşlara
siz uyuyun ben neler yaptım,
ama olmadı .
teknoloji özürlü ben fotoğraf makinesini video konumundan foto konumuna alamadım.
sağ olsun oğlum okuldan gelince bana bu imkansız ! olayı öğretti.
Büyük oğlum altıbuçukta gidiyor.
uyanıncada yeniden uyumak zor benim için.
ya kitap okuyorum ya da ders çalışıyorum.
Bugün boş günüm haftada iki gün boş.
ama en çok bugünlerde yoruluyorum.
saat sekiz civarında böreğim ve keklerim pişmişti.
hava atayım dedim.
blogger arkadaşlara
siz uyuyun ben neler yaptım,
ama olmadı .
teknoloji özürlü ben fotoğraf makinesini video konumundan foto konumuna alamadım.
sağ olsun oğlum okuldan gelince bana bu imkansız ! olayı öğretti.
17 Ocak 2012
8 Ocak 2012
EHL-İ KEYF ANTALYA
7 ocakta akşam ehli keyfe gittik.
canlı müzik
ve yemeklerini beğendim.
15 senede ilk kez -
çocukları evde bıraktık.
artık büyüdüler.
bundan sonra
eğlen toz işte esketek moduna girdim.
yok abartmaya gerek yok.
senede birgün gitsekte olur.
canlı müzik
ve yemeklerini beğendim.
15 senede ilk kez -
çocukları evde bıraktık.
artık büyüdüler.
bundan sonra
eğlen toz işte esketek moduna girdim.
yok abartmaya gerek yok.
senede birgün gitsekte olur.
17 Kasım 2011
BAŞ AĞRISI
Başağrısı ile iki gün geçti.şimdi daha iyiyim.başımın hep ağrıyan sol üst tarafını aldırsam diğer tarafı ile idare edebilirmiyim acaba?
3 Kasım 2011
KURUNTULARIMDAN NEFRET EDİYORUM
Televizyonda türküler Van için.
Özlemişim türküleri.
Salya sümük izliyorum.
Sıkılıyorum bu halimden .
Keşke duygusuz biri olsaydım.
Hep korkularım var.
sevdiklerimle ilgili.
tuhaf anlarda hep aklıma geliyor.
Delireceğim bu gidişle.
Allhım aklıma sahip çık.
kendi kuruntularımdan çok sıkıldım.
Özlemişim türküleri.
Salya sümük izliyorum.
Sıkılıyorum bu halimden .
Keşke duygusuz biri olsaydım.
Hep korkularım var.
sevdiklerimle ilgili.
tuhaf anlarda hep aklıma geliyor.
Delireceğim bu gidişle.
Allhım aklıma sahip çık.
kendi kuruntularımdan çok sıkıldım.
10 Ekim 2011
6 Eylül 2011
Elinde ne varsa hayata dair, ötesi hiçbir şey ya da vesaire.
Hani demiş ya şair ?
“Mutluluğu sende bulan senindir, ötesi misafir…”
Hani demiş ya şair ?
“Mutluluğu sende bulan senindir, ötesi misafir…”
Susmak kabullenmek değil, cevaptır.
Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa, uzun yorgunlukları vardır...
Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa, uzun yorgunlukları vardır...
31 Ağustos 2011
Bazen büyük görür insan kendini, ne acizliktir! Bazen aciz görür, ne büyük bir görüş!
Bazen, 'bazen' değil, 'her zaman' demek gerek.
Ama bilmek gerek, ne zaman?
Her 'bazen'in bir zamanı vardır..
.
Bazen, 'bazen' değil, 'her zaman' demek gerek.
Ama bilmek gerek, ne zaman?
Her 'bazen'in bir zamanı vardır..
.
24 Ağustos 2011
AZİZ NESİN -beni yazmış
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya...
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
- İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden.
Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır..
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli...
Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar.
Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa.
O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E.. o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
AZİZ NESİN
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya...
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
- İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden.
Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır..
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli...
Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar.
Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa.
O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E.. o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
AZİZ NESİN
9 Temmuz 2011
"Aslında herkes sevdiği insana bakarmış gibi hayata baksa; Belkide hayat, bu kadar acı vermekten vazgeçerdi insanlara. "
11 Haziran 2011
O benim problemim
Annem bir aydır yanımdaydı.
bugün küçük oğlumla Ankaraya gittiler.
Ben salya sümük üzgün eve döndüm.,
3 saat sonra aradım neredeler diye.
oğlum seni çok özledim dedim.
Anne- o senin problemin dedi.
telefonu anneme verdi.
bugün küçük oğlumla Ankaraya gittiler.
Ben salya sümük üzgün eve döndüm.,
3 saat sonra aradım neredeler diye.
oğlum seni çok özledim dedim.
Anne- o senin problemin dedi.
telefonu anneme verdi.
3 Haziran 2011
DİKKAT! ÇOK ÖNEMLİ!YENİ BİR SEÇİM HİLESİ!
Bazı iddialara göre sandık görevlisinin, tek bir hareketiyle oy pusulasını geçersiz hale getirebileceği saptanmıştır.
Şöyle ki;
Oy kullanacak olan vatandaş uzaktan gelir. Pusulayı teslim edecek görevli, avını çok ince bir şekilde süzer.
Eğer kendi düşüncesinden olmadığını kestirdiği birisi ile karşı karşıya ise, imza attırmak için daima elinde tuttuğu kalemi ile oy pusulasını vatandaşa teslim ettiği sırada arka tarafına "ufacık" bir çizik atar. Tüm bu olanlardan habersiz olan vatandaş seçimini yapar ve oyunu sandığa atar.
Oy sayım işlemleri sırasında pusulalar önlü arkalı kontrol edilir. Bu sırada arka tarafta tespit edilen o küçük, önemsiz gibi görülen çizik sebebiyle oy geçersiz sayılır. Çünkü işaretli oy pusulaları GEÇERSİZDİR...
İşte bu yüzden siz siz olun oyunuzu kullanmadan önce oy pusulasının temizliğinden emin olun.
Şöyle ki;
Oy kullanacak olan vatandaş uzaktan gelir. Pusulayı teslim edecek görevli, avını çok ince bir şekilde süzer.
Eğer kendi düşüncesinden olmadığını kestirdiği birisi ile karşı karşıya ise, imza attırmak için daima elinde tuttuğu kalemi ile oy pusulasını vatandaşa teslim ettiği sırada arka tarafına "ufacık" bir çizik atar. Tüm bu olanlardan habersiz olan vatandaş seçimini yapar ve oyunu sandığa atar.
Oy sayım işlemleri sırasında pusulalar önlü arkalı kontrol edilir. Bu sırada arka tarafta tespit edilen o küçük, önemsiz gibi görülen çizik sebebiyle oy geçersiz sayılır. Çünkü işaretli oy pusulaları GEÇERSİZDİR...
İşte bu yüzden siz siz olun oyunuzu kullanmadan önce oy pusulasının temizliğinden emin olun.
26 Mart 2011
2 Mart 2011
27 Şubat 2011
40 OLDUM
27 şubat 71 de soğuk bir Ankara akşamında doğmuşum.
Ankara ile aram hep iyiyidi ama soğuğu nedense hiç sevemedim.
Şansıma soğuk illerde (Bilecik,Erzurum Bingöl.... )ama hep sıcak, ısınan evlerde yaşadım sonraki yıllarda...
Çocukken pek arkadaşlarım olmadı,evcilik oynadığım pek söylenemez..
o nedenle mi bilmem hep utangaç,çekingen biri oldum.
Aldığım yarım saatlik sokakta oynama iznimi defalarca doldumu diye saate bakmakla geçirdim.
o yıllarda aldığım sorumluluk bilincim halen devam eder.....
abartırım....
sorumluluklarımı.....
endişe etmeye bayılırım...
acaba yeni birşey bulurmuyum diye çabalarım...
kafaya takacak...
çok çabuk kırılırım..
çocukluktan gelen bir şey sanırım..
kimse beni kırmamalı...
ben kimseyi kırmamak için çabalarım...
birde çocukken çok ezildim.....
babaannem için bahçeye kuyudan ha babam su çek....
anneme ev işlerinde yardım et...
el işi yap....
arkadaşlarınla gezmek yok...
okula git gel...
tatil olunca üzülürdüm..
yazın evde ne yapacam....
annemin 15 gün yün çırpma yıkama işinde asistan olarak çalışırdım....
sonra 15-16-17 gün veya daha fazla evin yaz temizliği.....
PASTAMI KESMEYE GİDİYORUM
kalan zamanlarda ev işine yardım.
geriye bakınca 14 yaşımda 30 yaşımda ölsem olur, o yaştan sonra ne gerek yaşamaya derdim....
bana çokkk uzak gelirdi....
şimdi kırk ...babamın öldüğü yaşa 4 kala....
herşeyin başı diyorum ...
çocuklarım küçük...
hayatın başındayım.
meğer babam ne genç ölmüş...
yaşım büyüdüçe daha iyi anlıyorum...
iki yaramaz dünyam var.
ömrüm...
iki ömrüm var....
Allah güzel şans,iyilik dolu kalp versin onlara...
büyük paşam az önce;
-anne vay be 40 oldun.
-ilk insanlardan mısın ?dedi.
ilk değilim..
ama yolun neresindeyim ?
onuda bu yorgun başım bilmiyor...
Ankara ile aram hep iyiyidi ama soğuğu nedense hiç sevemedim.
Şansıma soğuk illerde (Bilecik,Erzurum Bingöl.... )ama hep sıcak, ısınan evlerde yaşadım sonraki yıllarda...
Çocukken pek arkadaşlarım olmadı,evcilik oynadığım pek söylenemez..
o nedenle mi bilmem hep utangaç,çekingen biri oldum.
Aldığım yarım saatlik sokakta oynama iznimi defalarca doldumu diye saate bakmakla geçirdim.
o yıllarda aldığım sorumluluk bilincim halen devam eder.....
abartırım....
sorumluluklarımı.....
endişe etmeye bayılırım...
acaba yeni birşey bulurmuyum diye çabalarım...
kafaya takacak...
çok çabuk kırılırım..
çocukluktan gelen bir şey sanırım..
kimse beni kırmamalı...
ben kimseyi kırmamak için çabalarım...
birde çocukken çok ezildim.....
babaannem için bahçeye kuyudan ha babam su çek....
anneme ev işlerinde yardım et...
el işi yap....
arkadaşlarınla gezmek yok...
okula git gel...
tatil olunca üzülürdüm..
yazın evde ne yapacam....
annemin 15 gün yün çırpma yıkama işinde asistan olarak çalışırdım....
sonra 15-16-17 gün veya daha fazla evin yaz temizliği.....
PASTAMI KESMEYE GİDİYORUM
kalan zamanlarda ev işine yardım.
geriye bakınca 14 yaşımda 30 yaşımda ölsem olur, o yaştan sonra ne gerek yaşamaya derdim....
bana çokkk uzak gelirdi....
şimdi kırk ...babamın öldüğü yaşa 4 kala....
herşeyin başı diyorum ...
çocuklarım küçük...
hayatın başındayım.
meğer babam ne genç ölmüş...
yaşım büyüdüçe daha iyi anlıyorum...
iki yaramaz dünyam var.
ömrüm...
iki ömrüm var....
Allah güzel şans,iyilik dolu kalp versin onlara...
büyük paşam az önce;
-anne vay be 40 oldun.
-ilk insanlardan mısın ?dedi.
ilk değilim..
ama yolun neresindeyim ?
onuda bu yorgun başım bilmiyor...
26 Şubat 2011
15 Şubat 2011
Dün gerçek sevgilimi aradım.
seni seviyorum aşkım dedim.
çocukluğumdan beri beni gerçekten yüreğiyle seveni.
yılda en fazla iki kez gördüğüm ama sevinçten uyuyamadığım aşkımı.
canım dayım dedim.
seni çok seviyorum.
adını anınca içim sızlıyor.
o kadar çok özlüyorumki eski günleri.
eskiyi çok h atırlamam,
ama 77 yılında 6 yaşımda düğününü hatırlıyorum.
hatta ondan önce asker kıyafetiyle bize gelişini.
düğününde gelin arabasındaki bebeği istemiştim,
büyük dayım bana bebek almıştı hala durur.
üniversitede seni okula bırakayım demişti,
arabası bozuldu.
ankaranın bir ucundan beytepeye taksi tutmuştu.
ben ne kadar çok üzülmüştüm.
ona yük oldum diye.
şimdi kocam eve 200 metre yerden beni alıyor diye söyleniyor.
sabah erken bir yere gidecesek sen yemeğini ye der,
aman güzelim başın ağrımasın.
şimdi başın çatlasada şu yemeği hazırla.
bir defasında jetonlu telefondan aradım
habire telefon kapandı.
bozuktu.
acaba parasımı yok diye ismime havale göndermişti.
almam dayı dedim
param var.almazsan kalır orada dedi.
uzun süre kullanmadım sonra
kuyumcudan kolye küpe seti almıştım.
özürlü bir kızı vardı.
eşinin babası ölünce
gel bize bak dedi.
orada geçirdiğim 15 gün
belkide hayatımın en güzel günleriydi.
akşamları bizi gezdirir,
benim acemi yemeklerimi zevkle yerdi.
belki 20 sene önce.
birgün kızı öldü.
ardından tam bir hafta sonra babam öldü.
onunla o sarılmamı hiç unutamam.
oda taş gibi bende .
karşısındaki üzülmesin diye tam bir taş.
ama yürek kan.
ilk tayinim çıkınca beni görev yerime uçakla götürdü.
oradan ayrılacağı gün ne kötü olmuştum.
sözümde düğünümde en önce geldi.
sonra annemi aradım.
zaten benim başka sevgilim yok.
bence sevgili seni koşulsuz sevendir.
evin araban olursa daha çok seven değil.
seni seviyorum aşkım dedim.
çocukluğumdan beri beni gerçekten yüreğiyle seveni.
yılda en fazla iki kez gördüğüm ama sevinçten uyuyamadığım aşkımı.
canım dayım dedim.
seni çok seviyorum.
adını anınca içim sızlıyor.
o kadar çok özlüyorumki eski günleri.
eskiyi çok h atırlamam,
ama 77 yılında 6 yaşımda düğününü hatırlıyorum.
hatta ondan önce asker kıyafetiyle bize gelişini.
düğününde gelin arabasındaki bebeği istemiştim,
büyük dayım bana bebek almıştı hala durur.
üniversitede seni okula bırakayım demişti,
arabası bozuldu.
ankaranın bir ucundan beytepeye taksi tutmuştu.
ben ne kadar çok üzülmüştüm.
ona yük oldum diye.
şimdi kocam eve 200 metre yerden beni alıyor diye söyleniyor.
sabah erken bir yere gidecesek sen yemeğini ye der,
aman güzelim başın ağrımasın.
şimdi başın çatlasada şu yemeği hazırla.
bir defasında jetonlu telefondan aradım
habire telefon kapandı.
bozuktu.
acaba parasımı yok diye ismime havale göndermişti.
almam dayı dedim
param var.almazsan kalır orada dedi.
uzun süre kullanmadım sonra
kuyumcudan kolye küpe seti almıştım.
özürlü bir kızı vardı.
eşinin babası ölünce
gel bize bak dedi.
orada geçirdiğim 15 gün
belkide hayatımın en güzel günleriydi.
akşamları bizi gezdirir,
benim acemi yemeklerimi zevkle yerdi.
belki 20 sene önce.
birgün kızı öldü.
ardından tam bir hafta sonra babam öldü.
onunla o sarılmamı hiç unutamam.
oda taş gibi bende .
karşısındaki üzülmesin diye tam bir taş.
ama yürek kan.
ilk tayinim çıkınca beni görev yerime uçakla götürdü.
oradan ayrılacağı gün ne kötü olmuştum.
sözümde düğünümde en önce geldi.
sonra annemi aradım.
zaten benim başka sevgilim yok.
bence sevgili seni koşulsuz sevendir.
evin araban olursa daha çok seven değil.
12 Şubat 2011
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)